Günümüzde ne yazık ki birçok şey kolaylaşırken, birçok şey de aynı oranda zorlaştı. Bunların başında ise yeni mezunların iş bulma süreci geliyor. İnsanlar dört, hatta bazen dört artı bir yıl süren zorlu mühendislik eğitimlerini tamamladıktan sonra, hiç hesapta olmayan bir gerçekle karşılaşıyorlar.
Üniversite hayatı boyunca kazandığımız bilgi ve donanımlar, iş hayatının beklentileri karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor. Bu noktada, yüksek nitelikli ve tecrübeli çalışanlar arayan işverenleri de tamamen haksız görmek mümkün değil. Ancak ortaya çıkan tablo, yeni mezunlar için adeta bir çıkmaz sokak oluşturuyor.
Bu kapanda sıkışan gençler, çareyi CV’lerini ve LinkedIn profillerini olabildiğince doldurmakta buluyor. Öyle ki profiller, neredeyse Java’nın kurucusunda bile bulunmayacak kadar kalabalık hale geliyor. Sertifikalar, projeler, eğitimler… Peki bu yüzeysel doluluğun içi gerçekten dolu mu?
Ne yazık ki çoğu zaman pek sayılmaz.
Gerçekçi olmak gerekirse bu süreç, hem yeni mezunlar hem de işverenler için oldukça zorlu. Bir tarafta tecrübe kazanacak fırsat arayan gençler, diğer tarafta ise hazır ve yetkin çalışanlar bekleyen şirketler var. Asıl sorun, bu iki taraf arasında sağlıklı bir köprü kurulamaması.
Belki de artık sayfalar dolusu profillerden ziyade, gerçek öğrenme süreçlerine, uygulanabilir deneyimlere ve karşılıklı anlayışa daha fazla odaklanmamız gerekiyor.